Kamulaştırmasız El Atma Davası
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma yetkisine sahip bir idarenin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara uymaksızın, özel mülkiyete konu bir taşınmaza bedelini ödemeden el koymasıdır. Bu kavram kanun koyucu tarafından tanımlanmamış; Türk hukukuna doğrudan yargı kararıyla girmiştir. Bu durumda malik, idarenin müdahalesine katlanmak zorunda değildir; el atmanın önlenmesini isteyebileceği gibi, fiilî duruma razı olarak taşınmazının bedelini de talep edebilir.
Konunun temel içtihadı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 E., 1956/6 K. sayılı kararıdır. Kararda, taşınmazına kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atılan malikin hukuki imkânları şu sözlerle ortaya konulmuştur:
"...usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine..."
Görüldüğü üzere kanun koyucu değil, yargı içtihadı; malike iki seçenekli bir hak tanımıştır: müdahalenin kaldırılmasını istemek ya da bedel talep etmek. Bu yazımızda kamulaştırmasız el atmanın türlerini, açılabilecek davaları, görevli mahkemeyi, bedelin hangi tarihe göre belirlendiğini, süreleri ve güncel yargı uygulamasını ele alacağız.
Fiili El Atma ve Hukuki El Atma Arasındaki Fark Nedir?
Uygulamada kamulaştırmasız el atma iki ayrı görünümde ortaya çıkmakta ve bu ayrım, hem dava şartları hem de görevli mahkeme bakımından belirleyici olmaktadır.
Fiili el atma, idarenin taşınmaza fiziksel olarak el koymasıdır. Taşınmaz üzerinden yol geçirilmesi, üzerine trafo binası, tesis veya elektrik direği yapılması, sulama kanalı açılması, taşınmazın şantiye veya malzeme deposu olarak kullanılması tipik fiili el atma halleridir. Burada idarenin taşınmazı kullanma amacı, taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmesidir.
Hukuki el atma ise idarenin fiziksel bir müdahalesi olmaksızın, taşınmazın imar planında yol, park, yeşil alan, okul, sağlık tesisi gibi bir kamu hizmeti alanına ayrılması, buna karşılık kamulaştırma veya plan değişikliği yapılmaması hâlinde ortaya çıkar. Bu durumda taşınmazın zilyetliği malikte kalır; ancak malik, mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerini belirsiz bir süre boyunca kullanamaz hâle gelir.
Hukuki el atmanın bir kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilmesi ilk kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-662 E., 2010/651 K. sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Danıştay 6. Dairesi de 2021/7461 E., 2022/10466 K. sayılı kararında, gerekçesinde bu ayrımı açıkça vurgulamış; imar planından kaynaklanan kısıtlılık ile fiili el atmanın farklı hukuki nitelikler taşıdığını belirtmiştir.
Hukukçu olmayan bir okurun anlayacağı şekilde ifade edersek: fiili el atmada idare taşınmazı eliyle tutmuş, hukuki el atmada ise taşınmazı "kullanamaz hâle getirmiş" ancak henüz üzerine gitmemiştir. Her iki durumda da mülkiyet hakkına yapılan müdahale hukuka aykırıdır.
Kamulaştırmasız El Atma Sayılmayan İşlemler Hangileridir?
Her idari müdahale kamulaştırmasız el atma değildir. Uygulamada aşağıdaki hâller kural olarak kamulaştırmasız el atma sayılmaz:
Tapuya kamulaştırma şerhi düşülmesi ve kamu yararı kararı alınması; bu işlemler tek başına mülkiyete müdahale oluşturmaz.
3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca alınan düzenleme ortaklık payı (DOP); ancak yasal sınırı aşan kesintiler bakımından farklı değerlendirme yapılabilir.
Malikin rızasıyla yapılan terkler.
Taşınmazın geçici süreyle, sahiplenme kastı olmaksızın kullanılması; örneğin yol yapımı sırasında malzemenin bir süre depolanması.
Bu ayrım önemlidir; zira müdahale kamulaştırmasız el atma niteliği taşımıyorsa el atmanın önlenmesi, tazminat veya ecrimisil talepleri gündeme gelebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2658 E., 2022/130 K. sayılı kararında idarenin plan ve projeye uygun yürüttüğü faaliyetlerden doğan zararların tam yargı davası olarak idari yargıda; plan ve projeye aykırı veya hakka haksız müdahale niteliğindeki eylemlerden doğan zararların ise haksız fiil hükümlerine göre adli yargıda çözümleneceğini ortaya koymuştur. Bu karar, el atmanın hukuki nitelendirmesinin yargı yolu üzerindeki etkisini göstermesi bakımından önemlidir.
Kamulaştırmasız El Atma Halinde Hangi Davalar Açılabilir?
Malikin açabileceği davalar şunlardır:
El atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası: İdarenin haksız müdahalesinin durdurulması ve taşınmazın eski hâline getirilmesi istenir. Bu davanın şartı, müdahalenin dava sırasında devam ediyor olmasıdır.
Bedel (tazminat) davası: Malik, mülkiyetin idareye devrine razı olarak taşınmazının bedelini ister. Dava sonucunda bedele hükmedilir ve taşınmazın idare adına tesciline veya terkinine karar verilir.
Tazminat davası: El atma nedeniyle somut bir zarar meydana gelmişse bu zararın tazmini istenir.
Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası: İdarenin taşınmazı haksız olarak işgal ettiği dönem için, taşınmazın kira geliri esas alınarak tazminat istenir.
Uygulamada bu taleplerin aynı davada birlikte ileri sürülmesi sık görülür. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10766 E., 2025/8698 K. sayılı kararında, kamulaştırmasız el atma tazminatı ile ecrimisil taleplerinin aynı davada birlikte açılabileceğini ve her iki talebin ayrı ayrı değerlendirileceğini kabul etmiştir. Kararda tazminat yönünden değer biçmenin 2942 sayılı Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri kıyaslanarak yapılacağı, faizin dava dilekçesinde faiz talebi bulunması hâlinde dava tarihinden işletileceği belirtilmiştir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Bu, konunun son yıllarda en çok değişen ve en çok hata yapılan başlığıdır.
Fiili el atmadan kaynaklanan davalar, idarenin eylemi haksız fiil niteliğinde kabul edildiğinden adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 12. maddesindeki taşınmazın bulunduğu yer kuralı uygulanır.
Hukuki el atma bakımından ise hukukumuz önemli bir değişiklik yaşamıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına, 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanunun 3. maddesiyle şu cümle eklenmiştir:
"Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür."
Bu düzenlemenin sonucu olarak, uygulama imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazlarda süresinde kamulaştırma veya plan değişikliği yapılmaması hâlinde açılacak bedel davalarında adli yargı görevlidir. Danıştay 6. Dairesi 2021/7461 E., 2022/10466 K. sayılı kararında, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve yeni görev kurallarının geçmişe de etkili olduğunu belirterek, bu tarihten sonra bedele ilişkin davalarda adli yargı yerlerinin görevli olduğuna karar vermiştir. Kararda ayrıca, davanın açıldığı tarihte görevli olan mahkemenin sonradan çıkan bir kanunla görevsiz hâle gelmesi durumunda davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği ve yargılama giderlerinden sorumluluğun davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirleneceği vurgulanmıştır.
Buna karşılık idari işlemin kendisine yönelik talepler, örneğin imar planının iptali istemi, idari yargının görev alanında kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle hukuki el atma içeren dosyalarda talep içeriğinin özenle belirlenmesi, yargı yolu bakımından belirleyicidir. Danıştay kararına ekli karşı oy yazılarında, kamulaştırmama işleminin hukuki denetimi yapılmaksızın doğrudan bedele hükmedilmesinin yargı kolları arasında karmaşaya yol açacağı yönünde azınlık görüşleri dile getirilmişse de bu görüşler oyçokluğuyla alınan çoğunluk kararına yansımamıştır ve bağlayıcı değildir.
Kamulaştırmasız El Atma Bedeli Nasıl ve Hangi Tarihe Göre Belirlenir?
Kamulaştırmasız el atmada bedel, taşınmazın el atma tarihindeki değil, dava tarihindeki rayiç değeri esas alınarak belirlenir. Bu sonuç, 16.05.1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının "mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel" ifadesine dayanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 2015/15410 başvuru numaralı (Emine Dospatlı ve diğerleri) kararında bu ilkeyi mülkiyet hakkı boyutuna taşımıştır. Dava konusu olayda derece mahkemeleri, kamulaştırma bedelini dava tarihinden yaklaşık üç yıl önceki bir tarihe göre hesaplamıştı. Mahkeme, kamulaştırmasız el atmanın derece mahkemelerince tespit edildiği hâlde, kamulaştırma davalarında uygulanan dava tarihine göre bedel belirleme güvencesinin uygulanmamasının ihlalin sonuçlarını gidermediği sonucuna varmış; mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ancak taşınmazın gerçek rayiç değerinin dava tarihine göre hesaplanarak ve değer kaybına uğratılmadan ödenmesiyle giderilebileceğini belirtmiştir.
Değer tespiti, 2942 sayılı Kanunun 15. maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde yapılan keşifle belirlenir. Bilirkişi kurulunda gayrimenkul değerleme uzmanının bulunması uygulamada aranan bir unsurdur. Danıştay 6. Dairesi 2020/1519 E., 2022/6897 K. sayılı kararında, emsal taşınmazın aynı yapılaşma koşullarına sahip ve gerçekleşmiş bir satışa konu taşınmazlar arasından seçilmesi gerektiğini, kat adedi ve imar durumu karşılaştırması yapılmayan rapora dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu vurgulamıştır.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Uygulanır mı?
Uygulamada en çok merak edilen sorulardan biri budur. Cevap, kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında zamanaşımının işlemeyeceği yönündedir. Bu ilke, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 E., 1956/7 K. sayılı kararına dayanmaktadır. Karara göre, usulü dairesinde kamulaştırma işlemine girişilmeksizin taşınmazı yola kalbedilen kişinin açacağı bedel davasında zamanaşımı söz konusu olamaz.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/15486 E., 2023/3162 K. sayılı kararında bu ilkeyi güncel uygulamaya taşımış; kararda 16.05.1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına atıfla, kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmazı yola kalbedilen malikin bedel davasında zamanaşımı ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir. Aynı kararda, fiilen el atılan alanlar yanında imar planı kapsamında kamu hizmetine ayrılan ve fiilî el atma ile proje bütünlüğü oluşturan bölümler bakımından da kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Öte yandan 2942 sayılı Kanunun 38. maddesindeki yirmi yıllık hak düşürücü süre, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Mahkeme, söz konusu kararda, sürenin geçmesiyle taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesinin mülkiyet hakkının sınırlanmasını aşan, hakkın özünü zedeleyen bir durum olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle malik, fiilî el atma devam ettiği sürece bedel davası açma hakkına sahiptir.
Buna karşılık ecrimisil talepleri bakımından durum farklıdır; ecrimisil, niteliği gereği geriye dönük belirli bir dönem için talep edilebilen bir alacaktır. Bu alacakta uygulamada zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilmekte ve dava tarihinden geriye dönük beş yıllık dönem için talep edilebildiği yönünde yerleşik bir eğilim bulunmaktadır. Somut olayın özellikleri ve dönem itibarıyla bu hususun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
1983 Öncesi El Atmalarda Uzlaşma Dava Şartı Mıdır?
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 5999 sayılı Kanunla eklenen ve 6487 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen Geçici 6. madde, 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan taşınmazlara ilişkin talepleri özel bir usule bağlamıştır. Maddenin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır."
Buna göre 1983 öncesi fiili el atmalarda uzlaşma usulüne başvurulması dava şartıdır. Uzlaşma sağlanamazsa, uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir.
Bu düzenlemenin kapsamı bakımından önemli bir sınır bulunmaktadır. Geçici 6. madde, istisnai nitelikte bir tasfiye hükmüdür ve yalnızca 1983 öncesi fiili el atmalara uygulanır. 1983 sonrası el atmalara da uygulanmasını sağlayan düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Danıştay 6. Dairesi 2016/3228 E., 2020/7183 K. sayılı kararında da, 1983 sonrası hukuki el atmalarda Geçici 6. maddedeki uzlaşmanın dava şartı olarak uygulanamayacağı; ayrıca imar planlarından kaynaklanan hukuki el atmalarda 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen zorunlu bir başvuru bulunmadığından, idari başvurunun dava şartı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Kararda ayrıca, idarenin bütçe ödeneği sağlayabilmesi ve satın alma ya da trampa gibi seçenekleri kullanabilmesi bakımından tazminat davasından önce idareye başvurulmasının gerekli olduğu, ancak ilgilinin durumu daha önce idareye bildirdiği hâllerde başvuru koşulunun yerine getirilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/71 E., 2022/1 K. sayılı kararında da Geçici 6. maddenin tasfiye hükmü niteliğinde olduğunu ve bu kapsamdaki maliklerin hak düşürücü süre olmaksızın dava açabileceğini ortaya koymuştur.
Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Talebi Nasıl İleri Sürülür?
Ecrimisil, idarenin taşınmazı haksız olarak işgal ettiği dönem için talep edilen işgal tazminatıdır. Bu talebin dayanağı, malikin taşınmazdan yararlanamamasıdır; talep, taşınmazın serbest piyasada kazandırabileceği kira geliri esas alınarak hesaplanır.
Ecrimisil talebi, kamulaştırmasız el atma bedelinden bağımsız bir talep olup aynı davada ileri sürülebilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10766 E., 2025/8698 K. sayılı kararında, taşınmaz bedeli ile ecrimisil talebinin aynı davada değerlendirildiği bir dosyada, ecrimisil yönünden miktara ilişkin temyizin reddedildiği, tazminat yönünden ise değerlendirme tarihine yakın ve benzer özellikli emsal bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Kararda ayrıca, ıslah ile artırılan tutarı aşan bedele hükmedilebilmesi için peşin nispi harcın tamamlanması veya ek dava açılması gerektiği, alacağın yargılama sırasında üçüncü kişiye temlik edilmesi hâlinde temlik eden davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Mülkiyet Hakkı İhlali
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmayı Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirmekte ve bu uygulamanın kanunilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmektedir. Mahkeme, 2018/3026 başvuru numaralı (Siman Üstün) kararında, taşınmazın imar planında yol olarak ayrıldığı hâlde uzun yıllar kamulaştırılmaması ve ardından fiilen el atılması olgusunu değerlendirmiş; kamulaştırmasız el atmanın idareye taşınmazı kullanma ve kamulaştırma işlemi yapmadan elde etme imkânı sağladığını, idareye resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçme olanağı tanıyan bu uygulamanın kişiler bakımından öngörülemez ve keyfî sonuçlara yol açtığını belirtmiştir. Mahkeme, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında ayrıca, kamulaştırmasız el atma uygulamasının Türkiye'de yapısal bir sorun teşkil ettiği, derece mahkemelerinin yalnızca kamulaştırma bedelinden ibaret maddi tazminata hükmetmesinin ve manevi tazminat gibi başka yaptırımların uygulanmamasının idareleri olağan kamulaştırma usulü yerine bu yola başvurmaya teşvik ettiği vurgulanmıştır. Gerçekten de idare, kamulaştırma bedelini peşin ödeme güvencesini ortadan kaldıran ve malikin kamu yararı kararına karşı idari yargıda iptal davası açma imkânını bertaraf eden bir yönteme başvurmuş olmaktadır. Bu nedenle kamulaştırmasız el atma, olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifi olarak görülemez.
Faiz ve Tahsil Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kamulaştırmasız el atma davalarında alacak, dava tarihindeki değer üzerinden belirlendiğinden faiz de kural olarak dava tarihinden itibaren işletilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10766 E., 2025/8698 K. sayılı kararında, dava dilekçesinde faiz talebi bulunması hâlinde tazminat ve ecrimisil bedeline dava tarihinden faiz yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir.
Faizin türü bakımından uygulamada yasal faiz esas alınmakla birlikte, Anayasanın 46. maddesinin son fıkrasında yer alan "herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanacağı" hükmünün kamulaştırmasız el atma alacaklarına da uygulanması gerektiği yönünde bir tartışma sürmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasında hükmedilen bedelin kesinleşmiş kamulaştırma bedeli niteliğinde olmadığı gerekçesiyle yasal faiz yönündedir. Uygulamada, dava dilekçesinde Anayasanın 46. maddesi son fıkrasına dayanılarak kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin açıkça ve ayrıca talep edilmesi yaygın bir yaklaşım hâline gelmiştir. Faiz talebinin dava dilekçesinde kurulması, sonradan bu yönde talepte bulunulmasının önündeki usul engelleri bakımından önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kamulaştırmasız El Atma Davası Ne Kadar Sürer?
Bu davaların süresi, dosyanın niteliğine, bilirkişi incelemesi sayısına, keşif ve raporlara itirazların hacmine ve istinaf ile temyiz aşamalarına göre önemli ölçüde değişmektedir. Anayasa Mahkemesi değerlendirmelerinde kamulaştırmasız el atma davalarında yargılamanın uzun sürmesini ayrıca makul sürede yargılanma hakkı bakımından ele almış; örneğin bir başvuruda altı yıl dokuz aylık yargılama süresini makul bulmamıştır. Değer tespiti için birden fazla keşif ve ek rapor alınması süreyi uzatabilmektedir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasını Kimler Açabilir?
Davayı, el atılan taşınmazın tapu maliki açabilir. Malik vefat etmişse mirasçılar dava açabilir. Paylı mülkiyette her paydaş kendi payı oranında dava açabilir. Bedel davasında davacının tapu kaydıyla hukuki ilişkisini, örneğin mirasçılık belgesiyle ortaya koyması gerekir. Alacağın yargılama sırasında başkasına temlik edilmesi hâlinde, temlik edenin malik sıfatı sona erdiğinden bu davacı yönünden davanın reddi sonucu doğabilmektedir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Arabuluculuk Zorunlu Mudur?
Kamulaştırmasız el atma davaları, dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklardan değildir. Ancak 1983 öncesi fiili el atmalar bakımından 2942 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesindeki idare ile uzlaşma usulü, bir dava şartı olarak ayrıca ve dikkatle değerlendirilmelidir.
İdare Kamulaştırma Yapmayı Teklif Ederse Ne Olur?
Yargılama sırasında idarenin davacılarla anlaşma tutanağı düzenleyerek uzlaşması hâlinde, bu hususun araştırılıp menfaat durumunun her davacı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesi 2020/1519 E., 2022/6897 K. sayılı kararında, uzlaşmaya ilişkin belgeler getirtilip incelenmeden ve diğer davacılar yönünden de uzlaşma bulunup bulunmadığı sorulmadan esas hakkında karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Öneriler
Kamulaştırmasız el atma, teoride sade bir bedel tazmini gibi görünse de uygulamada çok katmanlı sorunlar barındırmaktadır. İlk ve en yaygın sorun, el atmanın fiili mi hukuki mi olduğunun ve buna bağlı olarak yargı yolunun doğru belirlenememesidir. Yanlış yargı yolunda açılan dava, görevsizlik kararıyla zaman ve hak kaybına yol açmaktadır. İkinci sorun, değerlendirme tarihinde yapılan hatalardır; dava tarihi yerine daha eski bir tarihe göre yapılan hesaplama Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendirilmiştir. Üçüncü sorun, emsal seçimindeki isabetsizliklerdir; aynı yapılaşma koşullarına sahip olmayan veya değerlendirme tarihine uzak bir tarihte satılmış taşınmazların emsal alınması kararların bozulmasına yol açmaktadır. Dördüncü sorun, kamulaştırmasız el atmanın yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürmesidir; bu nedenle kamulaştırmasız el atma ile karşılaşan malikin, süreleri ve yargı yolunu doğru belirleyebilmek için süreci alanında uzman bir avukat aracılığıyla yürütmesini tavsiye etmekteyiz. Her somut olay kendi özelinde değerlendirilmelidir. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla hukuki el atmadan kaynaklanan bedel davalarında adli yargı görevli olup, Anayasa Mahkemesinin kamulaştırmasız el atmayı mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendiren yerleşik uygulaması devam etmektedir. Yazı, konuya ilişkin genel bilgilendirme amacı taşımakta olup belirli bir dosyaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımamaktadır.